BAZ Girişim olarak bu hafta, ihracatta Ur-Ge ve HİSER desteklerini Proje Uzmanı Oğuzhan ACAR ile ele alıyoruz.

Oğuzhan Merhaba, Uzun zaman oldu görüşmeyeli. En son Samsun’da görüşmüştük seninle. 15 yıl geçti üzerinden neredeyse mezuniyetimizin. Herkes başka bir yerlerde ekmeğini kazanıyor, uzmanlıklar geliştiriyor. Sen de bugün ihracatta kümelenme destekleri ve Ur-Ge ve Hiser projeleri konusundaki uzmanlığı ile bizimlesin. İyi ki geldin, hoş geldin. Öncelikle bu kendi mesleki deneyiminden hızlıca bahsedebilirsen sevinirim.

Öncelikle hoş bulduk Abdullah başarılar diliyorum yeni girişiminde. Şimdi biliyorsun ben üniversitedeyken Ege İhracatçı Birlikleri proje ofisinde çalıştım. Bugüne kadar hep proje ofislerinde çalıştım. Çeşitli ulusal ve uluslararası projelerde Türkiye’nin farklı farklı yerlerinde farklı alanlarda farklı sektörlerle proje bazlı olarak çalıştım. Bunlardan birçoğunu aslında Türkiye’deki kümelenme projeleri oluşturdu. Bugün de konuşacağımız konu işte Ticaret Bakanlığımızın UR-GE projeleri. 

Şimdi mal ihracatında UR-GE diyoruz hizmet ihracatında HİSER. Kabaca bunlarla ilgili bilgi verebilir misin? Kimler başvurabiliyor? Nasıl destekler alınıyor?

Şöyle gitmek aslında daha doğru bu tarz projeler anlatılırken Abdullah. Hep şeylerden bahsediliyor yani işte şu kadar destek var, bu kadar. Hep bir rakam konuşuluyor, hani havada milyonlar uçuşuyor ama aslında bunlar çok da önemli değil. Neden önemli değil biliyor musun? Yani sen bir firma olarak ihracat yapmak istediğinde gerçekten ülkemizde birçok farklı kurumdan birçok farklı destek alabiliyorsun. Dolayısıyla rakamlar çok önemli değil. İşin biraz arka planına bakalım istersen bu görüşmemizde. Şimdi, UR-GE dediğimiz 4 tane bacağı oturtabilirsin. Masanın dört ayağı gibi düşünebilirsin. Bunu nereden en önemlisi ihracat biliyorsun ki, biz ekonomimizi ihracat odaklı olarak geliştiren ve ihracatı oldukça ön planda tutan bir ekonomimiz var. Dolayısıyla ihracat bu işin temelinde yer alan bir nokta. 

İkinci başlık proje bazlı olması. Yani ben bir destek verdim, bu destekten hadi gelin faydalanın değil. Bir proje oluşturun ve biz bu projeye destek verelim. Bu neyi getiriyor, proje dediğimiz şey bir girdisi var, çıktısı var bunu izleyebiliyorsunuz ve sonuçlarını gözlemleyebiliyorsunuz.

Üçüncü başlık kümelenme. Yani hem firmalarımız biz bunu aynı değer zincirinde diyoruz aynı değer zinciri içerisinde yer alan firmaların, üniversitelerin, araştırma kurumlarının, kamunun, sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içerisinde hareket etmesi.

Dördüncü başlıkta biz öyle bir destek mekanizması oluşturalım ki UR-GE’nin arkasında yatan felsefe, bunu biz Ankara’da oturduğumuz yerden değil yerel kendi ihtiyaçları doğrultusunda belirlesin. Biz de buna destek verelim. Dolayısıyla UR-GE’nin temelde 4 tane başlığı bu. 

Yani her şirketin veya her bölgenin kendine özgü ihtiyaçlarına yönelik olarak oluşturacakları ve işbirliği içerisinde yürütecekleri projelere destek veren bir mekanizma arka planında. Bu nasıl ilerliyor çok kısa ondan bahsedeyim. Eğer bir UR-GE projesi yapmak istiyorsanız öncelikle bir işbirliği kuruluşu bunu uygulayabiliyor. Yani aslında kamu aynı dili konuşabileceği kişiler arıyor kendisine. Bunlar da işbirliği kuruluşları yani kimler; işte ticaret odaları, sanayi odaları, ihracatçı birlikleri büyük çerçevede TİM gibi değil büyük organizasyonlar, Organize Sanayi bölgeleri, Sektörel dernekler gibi örgütlerden bahsediyoruz.

Destek mekanizmalarından bahsediyoruz. Bu mekanizmalar öncelikli gördükleri sektörlere yönelik daha çok ihracat yapmaları için bir proje hazırlığı girişiyorlar ve bu değer zincirinde yer alan veya bu sektörde yer alan belirli sayıdaki firmaları bölgelere göre değişmekle birlikte sayıdaki firmaların başvurularını alarak onların daha çok ihracata yönelik desteklemek üzere bir projeyi hazırlıyorlar ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruyorlar. Sonrasında aslında en önemli noktalardan bir tanesi bu hani konuşmamızın başına demiştim ya yerinde ihtiyaç diye ilki bir ihtiyaç analizi çalışması yapılıyor. Burada şu aslında amaçlanıyor deniyor ki, ne yapacağımızı bilelim. Yani 3 yıllık bir süresi var her UR-GE veya HİSER projesinin bu ve ihtiyaçlara göre uzatılabiliyor ama biz ne yapacağız, konusunda üçüncü bir gözden yani bu bir danışmanlık şirketi olabilir, konusunda uzman bir üniversite olabilir, destek alacağız. Bu sayede belirli analiz yöntemleri çerçevesinde firmaların ve kümenin ihtiyaçlarının ve yol haritasının analizi yapılacak. Nihai amaç ise daha çok ihracat yapabilmek. 

İki tane temel unsuru var ülkenin. Bir bizim Eğitim ve Danışmanlık dediğimiz teknik destek programları. Bir de yurt dışı tanıtım çalışmaları bu ve 3 yıl süreyle kendi belirledikleri ihtiyaçlara yönelik olarak. 

Bu bahsettiğin danışmanlık şirketleri veya üniversiteler. Yani işi ihtiyaç analizi olan şirketleri analiz edilen tıpkı bir doktor gibi düşünebilirsin aslında. Yani check-up’ını yapıyor ve geliyor bu firmalarla birebir konuşuyor ve bu ihtiyaçları belirliyorlar. Bu ihtiyaçların sonucunda öneriler sunuyor, sunuluyor ve iki temel başlıklı oluyor. Bu öneriler birinci bizim teknik destek programları olarak adlandırdığımız eğitimler ve danışmanlıklar ikinci yurt dışı tanıtım çalışmaları. Yani bir firmanın birçok eğitime ihtiyacı olabilir ya da danışmanlığa ihtiyacı olabilir. Örneğin sizin dış ticaret istihbaratına yönelik bir eğitim ihtiyacınız olabilir. İşte uluslararası pazarlamaya yönelik gelişim alanları söz konusu olabilir. Kurumsallaşma alanında belirli müdahale alanları söz konusu olabilir. İnsan kaynakları yönetimi alanında müdahale alanları söz konusu olabilir. Bu alanlarınızı bir geliştirelim çünkü siz ihracat yapacaksınız ve güçlü olmanız gerekiyor. Yani daha büyük bir ringe çıkacaksınız. Çünkü süreç boyunca sen de bu alanlarda çalışıyorsun yani yurtiçine satmakla, yurt dışına satmak arasında aslında fark var. Dolayısıyla bunu teknik olarak da geliştirmemiz gereken alanlar olabilir. Bu alanları geliştirelim sonrasında ise yurt dışı tanıtım çalışmaları yapmaya başlayalım. Burada da Bakanlığın fuar destekleri var. Bunları kullanın diyor.

Şimdi bugüne kadar yaklaşık 30’dan fazla urge projesinin uygulayıcısı veya ihtiyaç analizini yapan tarafta yer aldım. Şununla çok karşılaşıyoruz. Hedef pazarınız neresi? Örneğin Almanya aldığımız cevap. Almanya’da siz sizin sektörünüzdeki rakiplerinizi tanıyor musunuz? Ne seviyede tanıyorsunuz? Mesela ismini biliyor olabilirsiniz, rakibinizin kullandığı stratejiyi biliyor musunuz? Hangi fiyatlandırma ile gidiyor, hangi dağıtım kanalı altyapısıyla gidiyor, ne tarz tanıtım çalışmaları yapıyor gibi daha detay bilgileriniz var mı? dediğinizde bizim genelde aldığımız cevaplar bu alanlarda eksiklikler olduğunu ortaya çıkarıyor. İşte orada UR-GE gibi mekanizmalar ya da HİSER gibi mekanizmalar diyor ki siz öncesinde bir ortak pazar araştırması da yapabilirsiniz yani Almanya’da narenciye sektörü nasıldır? Bu pazarın dinamikleri nelerdir? Oyuncular kimlerdir? Nasıl bir strateji kurmamız gerekiyor gibi bilgileri ortak pazar araştırmasıyla giderebiliriz. Zaten gidiyoruz ama bunun yanında direkt nokta atışı alıcıları veya alıcı olabilecek potansiyel firmaları bularak onları bizde direkt görüşmeleri sağlanabilir. 

Küme olarak kendinizi dünyanın her yerine yönelik tanıtımını yapabilirsiniz. Bu bir web sitesiyle olabilir, bu konvansiyonel medya araçlarını kullanarak olabilir. Bir sonraki aşamada ise birlikte eşgüdümlü olarak götürebileceğiniz başka bir süreç ‘alım heyeti programları’. Aynı şekilde bu gördüğünüz potansiyelleri, potansiyel alıcıları bulunduğunuz bölgeye davet ederek onlara fabrikalarınızı, üretim tesislerinizi gezdirebilirsiniz. Onlarla burada görüşmeler gerçekleştirebilirsiniz. Başka bir mekanizma ise bunları sanal ortamda da gerçekleştirebilirsiniz. Yani sanal yurtdışı pazarlama faaliyeti de gerçekleştirebilirsiniz. 

Özetlersek eğer organ içerisinde sizin ihtiyaçlarınızı ‘tailor made’ de deniyor (yani terzi usulü dikilmiş bir proje) size yönelik olarak firmaları söylediği şey bu Bakanlığın. UR-GE ile sizin ihtiyaçlarınıza yönelik çözümleri birlikte vurgulayabiliriz ve ihracat yapmanız için gerekli olan bütün adımları bizler bu noktada destekleyebiliriz diyor. 

Teşekkür ederim hepsini tek nefeste anlattın ne kadar da hakim olduğun görülüyor olaya. Şimdi Türkiye’de işbirliği kültürü geliştirmek çok zor. Aslında UR-GE birincisi işbirliği, ikincisi rekabeti geliştirmek için ortaya çıkmış uluslararası anlamda. Aslında İngilizce’de bir kavram var coopetition rekabet içinde işbirliği bunu yapmak için ortaya çıkmış bir uygulama Doğru mudur? Doğru anlıyorum değil mi?

Doğru doğru, Aynen doğru. İşbirliği içinde rekabet, hep birbirimizden öğrenelim bir bilgi havuzumuz olsun.

Hepimiz o kaynaktan beslenelim ama hepimiz güçlenelim çünkü hep birlikte uluslararası alana açılacağız döviz elde edeceğiz.

Türkiye’deki en zor işlerden bir tanesi insanları bir araya getirmek. Hele ki firmalar dediğiniz zaman bu iş daha da zorlaşıyor ama şöyle de bir şey var. Rekabet hep olan bir şey zaten. Yani siz zaten rekabet ediyorsunuz firmalar olarak, yani seninle de bazen konuşuyoruz. Rekabet seviyesi hiç düşmüyor. Önemli olan burada bu rekabet içerisinde farklılık yaratabilmek. Şimdi şöyle düşün bir fabrika sahibisin, bir kobisin ya da Almanya’ya ihracat yapmak istiyorsun ya da Hollanda ya da Macaristan’a ya da Amerika’ya ihracat yapmak istiyorsun. Birincisi kime satacaksın, ikincisi bu satacağın kişiyi nasıl bulacaksın, üçüncüsü bunu nasıl planlayacaksın, dördüncüsü onlarla nasıl görüşeceksin, ve diyelim ki başladın ihracat yapmaya sürekliliği nasıl sağlayacaksın? İhracat en önemli ayak zaten. Markalaşması, iletişim kampanyaları vesaire bunu yapabilirsin bir firma olarak tek başına ama bunun sana belirli bir maliyeti olur. Ne olur? Bir finansal maliyeti olur. Yani sen buradan tek başına Amerika’ya gidip potansiyel alıcılarını tek tek ziyaret edebilirsin, yapabilirsin ama bunun sana bir maliyeti olur. 

Şimdi kurumsallaşma seviyesinin çok yüksek olmadığını düşünürsek eğer bütün yükün firma sahiplerinde olduğunu düşünürsek, bunu yapmak ciddi anlamda maliyet gerektiren bir şey. Sadece parasal maliyetten bahsetmiyorum. İş yükü, insan kaynağı ve zaman gerektiren bir şey ve burada işte bu tarz projelerin yarattığı farklılık şurada. Diyor ki; ya siz bulun ihtiyacınızı biz yeter ki doğru belirleyelim. Doğru belirledikten sonra biz bu işi sizin adınıza yapabiliriz ve size sonucu sunabiliriz, sizde değerlendirirsiniz. Buna göre karar verirsiniz. Bunu da yapmak için bir araya gelmeniz gerekiyor. Neden? Çünkü, bir işe, bir kişiye yapmak ayrı bir şey, 10 kişiye yapmak ayrı bir şey. 

Peki bu bizim rekabetimizi engellemez mi? Yani biz nasıl olacak rakibimizle aynı masaya oturacağız? Zaten rekabet ediyorsunuz yani bunu bilmek gerekiyor. Bundan kaçış yok zaten. Bir de Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payı ortalama ivarında diyelim. Zaten ?’luk pay var aslında dünyada da.  Türkiye için de rekabet edebilirsin ama yurt dışına çıktığında pazar çok büyük o yüzden bunu iyi kullanmak lazım. Burada şeyi de soracaktım sana yurtdışı destekleri de var ve tamamen bu projeye özgü çalıştığı için aslında firmaların Arge süreçlerinde de çok katkı sağlayan bir yapısı var doğru mudur?

Şöyle, istihdam ve aslında projenin uygulamasını da belki bu çerçevede konuşabiliriz. Ben bugüne kadar birçok Avrupa Birliği projesinde çalıştım, birçok ulusal projede de çalıştım. İnan bana uygulama olarak uygulanabilir. Neden bahsediyorum, işte rapor yazmaktan, onay almaktan vesaireden. Bürokratik işlemlerden bahsediyorum. En kolay olan proje aslında UR-GE projeleri bunu çok net gördüm. Şimdi hani firmaları konuşuyorduk ya biraz önce. Burada şu var; düşünsene bir firma destek almak istediğinde bu nereye, hangi kurum ulusal veya uluslararası fark etmez birçok süreçten geçmesi gerekiyor.  Bu da bir yük aslında. Oraya gelip bu öyküde üzerinizden alalım diyor, yani bunu siz yapmayın sizin adınıza hangi işbirliği kuruluşu bu projeyi üretecekse o yapsın.

İşte bu projeyi yönetmek için biz bunlara küme uzmanları, proje uzmanları diyebilirsin sizin için çalışacak iki kişiyi bu proje kapsamında istihdam edebilirsiniz diyor.  Bunun da desteğini o kuruma biz veririz; yani sizin için senin firman için bu projeye yönetmek üzere, senin firmanın doğru pazar araştırmasını yapmak için senin firmanın doğru müşteri bulmak için, senin firmanın doğru bir şekilde tanıtabilmek için görevlendirilmiş iki uzman ve desteğinin de giderlerinin de u oranında kamudan sağlandığı bir süreçten bahsediyoruz. Dolayısıyla yani UR-GE’nin firmalara olan katkısı aslında birçok şeyle uğraşmıyorsunuz.  Bu işte ayrı bir uzmanlık. Yani bu devlet desteklerinden faydalanmak veya proje yönetmekte bir iş, önemli de bir iş. Bunu hani biraz önce konuştuk ya, hani Amerika’ya gitmek ne kadar maliyetli bu tarz bir iş yönetmek de aslında bir maliyet. Dolayısıyla bu yükü üzerinizden alalım diyor ve siz sadece işinize odaklanın, biz de sizi bu anlamda destekleyelim diyor. 

Evet, bu anlamda proje yönelik olarak istihdam olanakları da büyük bir artı.

Aslında bu dediklerin doğru işbirliği için işbirliği içinde çalışmakla çok çok önemli ben de yurt dışında çalışırken şöyle problemlerle karşılaşıyordum. Mesela aynı ilden, aynı ilçeden, aynı sektörden, aynı ay içinde iki farklı heyet geliyor. Sen birincisi için kurşunlarını atmışsın, işte oradaki ticaret odaları ile ya da sektör kuruluşlarıyla ilk yapıyı bir araya getirmişsin. İkincisi geldiğinde onun için de yapmak istiyorsun. Karşı tarafta da bir itibar kaybı meydana geliyor. Hangisi gerçek, hangisi ciddi soruluyor vesaire. Dolayısıyla dışarıya açılırken işbirliği içinde hareket etmek çok çok önemli. Bu anlamda da Ticaret Bakanlığı da dış ticaretlerini koordine etmek için oldukça gayret sarf ediyor ama hala istenilen noktada değil. İnşallah ilerleyen süreçte bunlar da gelişir. Çok nitelikli katkılar sundun, teşekkür ederim. 

Çok teşekkür ederim beni de davet ettiğin için. Sana da başarılar diliyorum.

İhracatta Ur-Ge ve HİSER Destekleri
Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu web sitesini kullanarak şunları kabul etmiş olursunuz: Veri Koruma Politikası.
Daha Fazla Bilgi Al